Çok Yaşayın, İyi Yaşayın

Meme Kanseri ve Diyet: Sağlığınız İçin Doğru Beslenmeye Bugün Başlayın!

Yepyeni bir haftaya merhaba!

Bu hafta sizlerle sağlığımız için vazgeçilmez olan bir konuyu konuşacağız: beslenmek.

Hiç “ne yerseniz osunuz” lafını duydunuz mu? Bu çok doğru bir söylem, çünkü vücudunuz yediğiniz gıdaları kullanarak yeni hücreler üretir ve kendini yeniler. Yani tükettiğimiz besinlerdeki yapı taşlarının vücudumuzdaki son durağı hücrelerimiz! Yediklerimiz ne kadar besleyici ise, hücrelerimiz bir o kadar sağlıklı olur ve kendimizi bir o kadar dinç, enerjik, ve hastalıklara karşı güçlü hissederiz. Yanlış gıda seçimi de bizi bir o kadar yorgun, rahatsız, ve hastalıklara karşı dirençsiz yapar.

Pek çok bilimsel çalışma, doğru yemek seçiminin meme kanseri riskini azaltabileceğini gösteriyor. Gelin hep beraber hangi besinlerin bizi meme kanserine karşı koruyup dirençli yapabileceğine bir göz atalım:

Sarı, turuncu, kırmızı: Bu renkleri buzdolabınızda görmeyi alışkanlık haline getirin, çünkü sarı, turuncu, ve kırmızı renkteki meyve ve sebzeler içerlerinde meme kanseri riskini azaltabilecek maddeler içeriyorlar. Bir dahaki ev alışverişinizde mutlaka sepetinize bol miktarda havuç, kırmızı biber, domates, ve limon koyun, yemeklerinizde ve salatalarınıza bu besinleri sıkça kullanın.

Ara öğünlerinizde ceviz yiyin: Evden çıkmadan bir buzdolabı poşetine bir iki avuç ceviz atın, ve yolda, okulda, işte biraz acıkınca elinizin altında bu gizli silahı bulundurun. Yapılan çalışmalar cevizin vücutta enflamasyonu azaltan etkilere sahip olduğunu gösteriyor. Enflamasyon vücudumuzun mikroplara, yabancı maddelere, ve zarar görmüş hücrelere karşı verdiği bir tepkidir. Mesela cilde yakın enflamasyon kendini şişkin, ağrılı, sıcak, ve kızarıklı bir bölge olarak belli eder. Stres, hareketsizlik, ve çevredeki toksinler vücutta devamlı enflamasyona neden olabilir, ve bu da kanser, kalp hastalığı, ve hatta Alzheimer riskimizi arttırabilir. Bu nedenle çalışmalar enflamasyona iyi gelen ceviz gibi besinlerin meme kanseri riskini de azaltabileceğini gösteriyor. Siz de cevizle hem açlığınızı yatıştırın, hem de sağlığınızı koruyun- bir taşla iki kuş!

Sarımsak kokusuna alışın!: Sarımsak bağışıklık sistemimizi güçlendiren çok özel bir besin, aynı zamanda enflamasyonu da azaltan özelliklere sahip. Bizim evde her yemeğe bolca sarımsak konulur, salatalara bile rendelenir. Annem hafta başından birkaç baş sarımsak ayıklar ve yemeklere eklemek üzere buzluğa atar, böylece her yemek yapıldığında sarımsak ayıklama derdi olmaz. Teyzem de mutfak tezgahında mutlaka bir kase ayıklanmış sarımsak bulundurur, gelip geçerken de şeker gibi bir iki tane ağzına atar! Iyy demeyin, gerçekten sağlık üzerinde harika etkileri var sarımsağın. İçerisindeki antioksidanlar genç kalmanıza da yardımcı olur- sarımsak tüketimimizi arttırmak için bir harika neden daha!

Küçük bir sır: Sarımsak dişlerini ayıklamadan mutfak tezgahına koyun, üzerlerine kesme tahtanızın yüzeyi ile birkaç kez kuvvetlice vurun. Göreceksiniz ayıklanmaları çok daha kolay olacak.

Sebze sebze sebze: Pek çok çalışma turpgillere özgü sebze tüketiminin daha düşük oranda meme, yumurtalık, mide, akciğer, ve bağırsak kanseri ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Turpgiller deyince aklımıza koyu yeşil renkte marullar, yabani kıvırcık, karnıbahar, brokoli, ve lahana gelebilir. Öğle ve akşam yemeklerimizde mutlaka yemeğin yanında garnitür veya salata olarak bu besinlerden tüketelim.

En güzel yağ zeytinyağı: Diğer yağları unutun, çünkü ihtiyacınız olan esas faydalı yağların daimi kaynağı zeytinyağı. Zeytinyağının faydalarını anlatmaya başlasam kitap olur hatta çok satanlar listesine girer :) O yüzden size zeytinyağı ile ilgili bilmeniz gereken bir önemli detay vereceğim: yapılan çalışmalar zeytinyağının içindeki birtakım bileşenlerin tümör aktivitesini yavaşlatmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Salatalarınızda, omletlerinizde, yemeklerinizde, hatta kızartmalarınızda bile zeytinyağı kullanın.

Küçük bir ödev: Bu hafta boyunca tereyağı, margarin, ayçiçek yağı gibi yağları kullanmayın, kullandığınız her yağı zeytinyağı ile değiştirin. Sonra da bana ne düşündüğünüzü, neler pişirdiğinizi anlatın. Ben şimdiden söyleyeyim, kendinizi hem daha hafif, hem daha enerjik, hem de daha sağlıklı hissedeceksiniz.

Akşam çayı, ama yeşilinden: Yemekten sonra “canım çay çekti” diye düşündüğünüz an kalkın ve kendinize bir yeşil çay koyun. Çalışmalar günde 3 bardak yeşil çay içmenin meme kanserini riskini önemli miktarda azaltabileceğini gösteriyor. Çayınızın içine limon da sıkabilirsiniz, böylece limonun içindeki C-vitamini ile bağışıklık sisteminizi de güçlendirmiş olursunuz. Biz evde yeşil çayı büyük bir termosta hazırlayıp içine çubuk tarçın ve rendelenmiş zencefil koyuyoruz, çok lezzetli ve sıcacık bir içecek oluyor. Soğutup buzlu çay olarak da gün boyu içebilirsiniz, mutlaka deneyin.

D Vitamini ve Kalsiyum: Araştırmalar D vitamini ve kalsiyum eksikliği olan kadınların meme kanserine yakalanma risklerinin daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Diyetinize süt ve süt ürünleri, mezgit, ton balığı, karides, ve somon ekleyerek kalsiyum ve D vitamini ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Aramızdaki bayanlardan biri evde kefirini kendi yapıp her gün içtiğini söyledi, günlük D vitamini ve kalsiyum ihtiyacımızı karşılamak için ne güzel bir fikir değil mi?

Küçük bir sır: Günde 10-15 dakika güneşe çıkmak da D vitamini depolarınızı doldurmaya yardımcı olur. Ama güneşte 15 dakikadan fazla kalıyorsanız mutlaka faktörlü bir güneş kremi sürün ve cildinizi güneşin zararlı ışınlarından koruyun!

Bu hafta konuştuğumuz besinlerden mutlaka tüketin. Bol sebze yemekleri, zeytinyağlılar, rengarenk salatalar yapın. Balığı kırmızı ete tercih edin. Meyve ve cevizlerden oluşan ara öğünler yiyin. Gün boyunca içtiğiniz çay ve kahvenin bir tanesinin yerine yeşil çay koyun. Çantanızda mutlaka acıktığınızda atıştırabileceğiniz sağlıklı besinler bulundurun, böylece hem sağlığınızı korursunuz, hem de dışarıdan bilmediğiniz yemekleri almak zorunda kalmazsınız.

Doğru yemek seçimi bağışıklık sistemimizi ve organlarımızı güçlü tutar, bizi hastalıklara karşı korur. Ayrıyetten modumuzu iyi yönde de etkiler- ağır yağlı ve şekerli besinler nasıl sizi rahatsız, uykulu, ve hatta biraz da pişman hissetirebiliyorsa; vitamin, faydalı yağ, ve protein ağırlıklı besinler de sizi bir o kadar enerjik, positif, ve sağlıklı hissettirir. Bu nedenle sadece “doymak” için değil, sağlıklı, enerjik, ve mutlu olmak için beslenin. Ağzınıza attığınız her lokmanın vücudunuz bir parçası haline geleceğini unutmayın.

Vücudunuzu sevin, ve ona çok iyi bakmak için her zaman çaba gösterin!

Bana sorularınızı ve yorumlarınızı yollayın, önümüzdeki hafta diyetimizde yapmamamız gereken hataları konuşacağız, doğru beslenme üzerine olan sohbetimize devam edeceğiz.

Sağlıkla kalın!

Nazlı Şenyuva

Tıp ve Bilim Gazetecisi
Sağlık İletişimi Doktora Öğrencisi

8.9.2014 - 10:34

Diğer Yazılar  ››

Reklamlar