Kadın Cerrah Olmak

Kadın Cerrah Oluyorum

Tekrar Merhaba,
Acısıyla tatlısıyla uzmanlık öğrenciliğimin; yani ihtisas eğitimimin sonuna geliyordum. Artık bir tez konusu belirlemem gerekiyordu. Tez hocam çok sevdiğimiz "baba" lakablı Yılmaz Ersan Hoca oldu. Konumda farelerde barsak anastomozlarında (iki barsak ucunun birbirine dikilmesi)yapıştırıcı kullanılmasıdı. Bunun için bir sürü fareyi ameliyat etmem ve yaşatmam, sonra tekrar ameliyat etmem gerekiyordu. Fare laboratuarı monoblok dediğimiz büyük binanın yarı bodrum katındaydı. İçerisi korku filmi gibiydi; kafeslerde bir sürü fare vardı, hem çok pisti burası hem de çok kötü kokuyordu. Şimdiki aklım olsa değil orada ameliyat yapmak, içeri bile girmezdim. Gençlik işte ne veririlirse kabulleniyorsunuz. Bir de Kadın Cerrah Olmak var ya , buraya giremem deseniz , ne olacak işte kadın cerrah diye dedikodunuzu yapacaklar. Farelerin bir bakıcısı vardı adını hatırlayamadığım ,fareleri ondan istiyordunuz. Şansım varsa bazen bir öğrenci veya kıdemsiz bir asistan arkadaşım bana eşlik ediyordu, bazen de yalnız çalışmam gerekiyordu. Zavallı bir sürü fareyi istemiyerek katlettim. 1. ameliyatı aşabiliyorlardı ama ikinci ameliyata dayanamayıp genellikle ölüyorlardı. Çok acıydı benim için. Yalnız çalıştığım bir gün fareyi eterle güzelce uyuttum,ameliyat tahtasına bağladım , tam karnını açaçağım, fare bir fırladı ve elime dişlerini geçirdi. Halimi görmeliydiniz, farenin dişleri elime saplı, kendi hala ameliyat tahtasına kısmen bağlı, ben elimi sallayıp tepinerek bağırıyorum. Neyse farecik elimden kurtuldu ve bir yerlere uçtu, sonra tahtadan da kurtulup yok oldu. Kendimi nasıl dışarı attım bilmiyorum. Bir daha asla, bayan cerrah korktu damgasını yemek pahasına yalnız gidemedim. Deney faslı bitince sayfalarca da yazı yazdım,neyseki Yılmaz Hoca gerçek bir babaydı ve beni fazla zorlamadı, keyiflice bitiverdi tezim.

Bitirme sınavı yaklaşınca genellikle asistanlara biraz kaytarmaları ve çalışıp hazırlanmaları için müsamaha gösterirlerdi. Ben o dönemde böyle bir şey istemedim; senelik iznimi aldım ve yazlığıma çalışmaya gittim. Oradayken çok hastalandım ; çok ciddi bronşit oldum ve ateşlendim. Silifke Devlet Hastanesi'ne gittim. Bana bir sürü iğne yaptılar, ilaç ve rapor verdiler. Ben de raporu kliniğime gönderdim. Sanırsınız ülke battı, tüm klinik ayağa kalkmış, eşimi çağırıp sormuşlar karın ne yapıyor böyle diye ,O da bilmem demez mi? Zaten sonunda boşandık onunla, kocalı yalnız yaşamaktansa, yalnız yaşamak daha iyi sanırım.

Şükür iyileştim ve işimin başına döndüm, kürsü başkanı ve asistan işleri sorumlusunda bana karşı bir surat bir tavır, sanki 5 yıl orada canla başla çalışan ben değilim,akrabalarını falan vurdum sanırsınız. Tabii çok moralim bozuldu.

Sonunda sınav günü geldi çattı. Bu sınavlar aslında formalitedir, zaten 4-5 yıl beraber çalıştığınız insanı tanırsınız, daha sınavdan kalan oldumu bilmiyorum. Doğrusu beni bırakmak için çok uğraştılar. Kaç tur soru sordular hatırlamıyorum, sonunda dahiliyeden gelen hoca "Yetmez mi bu kadar?" dedi de bizimkiler kendilerine geldiler. Sözlü sınavı takiben ameliyathaneye inersiniz ve ameliyat yaparsınız, vaka genelde safra kesesidir. Safra kesesine ulaşıp onu almaya başlayınca da tamam yeterli deyip ameliyattan çıkarırlar. Bana cildi bile kapattırdılar! Neyse kavga dövüş sınavı verdim ve kadın cerrah oldum.

Tabi olaylar bitmedi. Yazmaya devam edeceğim.
Sevgiler Op.Dr.Sevil Öz

25.1.2011 - 14:51

Diğer Yazılar  ››

Reklamlar