Meme Kanserinde Yenilikler
En Sık Görülen Meme Kanseri Tipinin Kök Hücresi Bulundu
Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden bir gurup araştırmacı meme kanseri hücresinin kökeniyle ilgili çok değerli yeni bilgilere ulaştılar. Bu bilgiler tedaviye ışık tutacak nitelikteler. Fareler üzerinde yapılan deneyde, en sık görülen kanser tipinin hücre kökenini yani o tip hücrenin hangi kökhücreden kaynaklandığını buldular. Bu hücreler süt yapımında görevli hücrelerle aynı kökten geliyorlar. Bu hücreler, cyclin D1 adlı bir proteinin etkisi altındalar ve bu protein bu hücrelerin tamirini ve değişimini sağlıyor. Bu protein olmadığında hem süt yapan bezler gelişmiyor hem de en sık görülen kanser tipi oluşmuyor. Bu bilgiler ışığında, cyclin D1 adlı proteini etkisiz hale getirecek ilaçların geliştirlmesi tedaviye büyük fayda sağlayabilecek. Bu çalışma da gelecekte kanserle savaşta en önemli silahımızın "hedef tedaviler " olacağının bir göstergesi (hedef tedaviler için bir önceki konuya bakınız).
Kaynak: San Antonio Breast Cancer Symposium
Aralık 2009
T-DM1: Antikor* Üzeriden Etkili Yeni İlaç Meme Kanseri Tedavisinde Yeni Umut Olabilir
San Antonio Meme Kanseri Konferansında ki sunumlardan biri de, antikorlara bağlanarak doğrudan kanserli hücreye etki eden , T-DM 1 adlı yeni ilacın HER 2 pozitif * meme kanserlerinde yeni tedavi umudu olabileceği idi. Günümüzde bu özelliğe sahip olan transtuzumab (herceptin) adlı ilaca direnç gelişebilmektedir. Bu yeni ilaç böyle dirençli vakalarda umut olabilir. 110 kadın üzerinde yapılan çalışmada vakaların % 40 ında tümör küçülmüştür,% 13 ünde hastalık 6 ay süreyle kontrol altına alınabilmiştir yani % 53 ünde klinik iyileşme saptanmıştır.Çalışmalar devam etmektedir.
* Antikor, bağışıklık sisteminin, bakteri veya kanserli hücre gibi yabancı maddelere karşı savaşmak için geliştirdiği maddelerdir. Bunlar doğrudan kanserli hücrelere bağlanarak onları yok ederler. Antikorlar aracılığı ile etki eden ilaçlar bu antikorlara bağlanarak doğrudan kanserli hücreye ulaşırlar ve bu nedenle sadece kanserli hücreye etki ederler, sağlam hücrelere fazla zarar veremezler.
* HER 2, hücre yüzeyinde hücre çoğalmasına etkili bir gendir ve bazı meme kanseri tiplerine kanser hücrelerinin yüzeyinde çok sayıda bulunur. Bu tip kanserler daha hızlı çoğalırlar. Tüm meme kanserlerinin %20'si bu özelliktedir. HER 2 pozitifliği saptanırsa antikora bağlanarak etki eden transtuzumab tedavisi çok başarılı olmaktadır.
Kaynak: San Antonio Breast Cancer Symposium
Aralık 2009
Kanser Hastalığı Geçirenlere Sigarayı Bırakmaları İçin Gerekli Bilgi ve Destek Verilmiyor
Chase Kanser Merkezi'nin Journal of General Internal Medicine Dergisi'nde yayınlanan araştırmaya göre; kanser hastalığı geçirmiş kişilerin üçte biri hala sigara içiyor ve bu kişiler doktorları tarafından bu konuda uyarılmamışlar. Hastaları bilgilendirerek ve sigarayı bırakmalarını sağlayarak, sağlık çalışanları aslında, onların yaşam kalitelerine büyük bir katkıda bulunabilirler. Sağlık çalışanlarının bu duyarsız davranışı, böyle bir fırsatın kaçırılmasına neden oluyor. Oysa hastalar; onlara bilgi verildiğinde ve onlara sigarayı bırakma konusunda yardımcı olunduğunda sigara bırakmayı başarmaktalar.
Sigara içmek hem kalp ve damar sistemi için çok zararlı, hem de kanser hastalığı geçirmişlerin yaşam beklentisini kısaltıp yeniden yakalanma riskini artırmakta. Bu nedenle kanser hastalığına yakalanmış kişilerin mutlaka doktorları tarafından bilgilendirilmesi ve sigara bırakma programlarına tabi tutulması gerekiyor.
Kaynak: Journal of General Internal Medicine
Kasım 2009
Yeni Meme Dokusu Oluşturma Tekniklerine Bir Yenisi Ekleniyor
Avusturalya'da bir gurup araştırmacı meme ameliyatları sonrası oluşan doku kaybının yerine konması için, yeni meme dokusu oluşumunu sağlayacak yeni bir tekniği denemeye hazırlanıyorlar. Bu yeni teknikte, cilt altına diğer meme şekline ugun bir kalıp yerleştiriliyor ve yağ dokusu oluşumu tetikleniyor. Ortalama 8 ay gibi bir süre içinde bu kalıba uygun, doğal yağ dokusu oluşuyor ve yeni meme diğer meme ile aynı ebat ve kıvamda oluyor.
Araştırmacılar bu tekniği hayvanlarda başarıyla uyguladıklarını, aynı başarıyı insanlarda da elde edebilirlerse, silikon protezlere alternatif olarak kullanılacağını düşünüyorlar. Bu yeni meme, kadının kendi doğal yağ dokusundan oluşacağı için silikon protezlerin yabancı cisim reaksiyonu, sertlik gibi dezavantajlarını da taşımayacaklar.
Kaynak: Cancer Research UK
Yıllık Ultrason ve/veya MR ile Meme Takibi Bazı Kadınlarda Fayda Sağlayabilir
Kuzey Amerika Radyoloji Birliği'nin yıllık toplantısındaki tartışmalardan biri de 612 yüksek riskli kadın üzerinde yapılan bu çalışmaydı. Ortalama yaşı 55 olan 612 kadın 12. ve 24. aylarda mamaografi ve ultrason ile birlikte takip edildiler ve 24. ayda bunlara bir de MR eklendi. 16 kadında meme kanseri saptandı. Vakaların % 50-56 sına mamografi ile teşhis konuldu.Ultrason ilavesiyle bu oran %70-94 e çıktı.MR eklenmesi ile de ilave kanser odakları tespit edildi.
Bu çalışmanın dezavantajı MR da saptanan yanlış pozitiflikler nedeni ile gereksiz biopsi yapılması oldu.
Bu çalışmadan özellikle ailesinde meme kanseri olan, meme kanseri genleri (BRCA1-2) pozitif olan yüksek riskli kadıların takibinde ultrason ve şüphe duyulduğunda da MR eklenmesinin tanı oranını artıracağı sonucu çıkarıldı.
Kaynak: Annual meeting of the Radiological Society of North America
Aralık 2 2009 Chicago, IL
1930'ların İlacı Tümör Büyümesini Yavaşlatıyor
1930'larda Gonore (bel soğukluğu) tedavisi için kullanılan Acriflavin adlı ilacın yeni kan damarları oluşumunu engellediği saptandı. Kanser oluşturmak üzere planlanmış farelerle yapılan deneyde, bu ilaç verilen farelerde kanser oluşmamıştır. Kanser hücreleri hızla çoğalırken fazla oksijene gerek duyarlar ve etraflarında yeni kan damarları oluşur. Actiflavin kan damarı oluşumunu sağlayan en önemli faktörlerden biri olan HIF 1'e bağlanarak işlevini engellemekte ve böylece kanserin çoğalmasına engel olmaktadır. Actifalvin'in yakın gelecekte önemli bir kanser ilacı olarak yerini alabilmesi için çalışmalar sürdürülmektedir.
Kaynak: Proceedings of the National Academy of Sciences, Ekim 1 2009
Johns Hopkins Medical Institutions
Hedef Tedaviler
Henüz deneme safhasında olan bir grup ilaç ,sadece meme kanseri hücrelerine etki etmektedirler.Normal hücreleri etkilemeden yapılacak tedavi tabi ki hedeflenen tedavi şeklidir.Bu grup ilaçlara monoklonal antikor (monoclonal antibody) adı verilmektedir. Şu anda kullanımda olan tek ilaç herceptin'dir. Bu tedavi şekliyle ilgili çalışmalar sürmektedir.
Herceptin:
Bazı göğüs kanseri hücrelerinin yüzeyinde HER 2 adında bir madde bulunur ve bu madde hücrenin daha hızlı büyümesi ve çoğalmasını sağlar. HER 2 maddesi pozitif olan kanserler daha hızlı büyürler. Bu hastalarda herceptin kullanmak çok fayda sağlar. Günümüzde ileri evre meme kanserinde yalnız veya kemoterapi ile birlikte kullanılır.
Tedavi şekli:
Haftada veya üç haftada bir verilebilir. Genellikle damar içine verilir. İlk tedavi 90 dakika sürer. Eğer herhangi bir yan etki oluşmazsa daha sonraki tedaviler yarım saatte uygulanır.İlk uygulamada hastanede birkaç saat kalmak ve yan etki bakımında gözlenmek gerekir.
İleri evre meme kanseri tedavisi için kullanılıyorsa meme kanseri belirtilerini kontrol altında tuttuğu sürece kullanılır. Eğer erken evre meme kanseri için kullanılıyorsa 1 yıl süreyle uygulanır.
Yan etkileri:
Herceptin normal hücreleri etkilemediğinden yan etki az görülür. Görülürse de ilk 1-2 tedavi sırasında ortaya çıkar sonra kaybolur.
-Gribe benzer belirtiler: Ateş titreme ve vücudun bazı bölgelerinde ağrı oluşabilir .Genelde basit ağrı kesicilerle geçer.
-Bulantı: Genelde hafiftir bulantı ilaçları ile geçer.
-İshal: Genel hafif olur ve ilaca cevap verir.
-Çok ender olarak baş dönmesi, kusma, kızarma, nefes darlığı görülebilir. Genellikle ilk tedavide olur ve geçer.
-Kalp problemleri:
Özellikle kemoterapi (dexorubicin) ile birlikte verilirse çarpıntı, tansiyon düşmesi gibi problemler oluşabilir. Bu şikayetler genellikle ciddi değildir ve geçerler.
Avastin ve Lapatinib:
Deneme sürecindeki monoklonal antikor grubu ilaçlardır. Hastaların rızası alınarak deneme grupları oluşturulmaktadır.